820
13 Takipçi | 0 Takip
16 06 2011

Yokluğuna alışabilseydim eğer

Yokluğuna alışabilseydim eğer vazgeçebilseydim gözlerinden hayatın akışına bırakabilirdim kendimi.üstüme kabuslar çökmezdi.gecenin ayazında hayal nöbetleri tutmazdım. Her duyduğum sese belki sensindir diye kulak kabartmazdım.Uykularım uzun ve huzurlu olurdu.Yaşamı daha bir severdim.Her güne güzel başlar aynalara küsmez inadına kendime hayran hayran bakabilirdim.. Zamansız belalar gelmezdi başıma.Ayçiçeği tohumlar yeşertirdim gönül bahçemde.Sana duyduğum özlemi tüketirdim gücümün yettiğince. Bu genç yaşta tövbe etmezdim aşka.Kimbilir belki sevebilirdim bir başkasını ve koyabilirdim senin yerine. Yapardım..Elimden gelen her şeyi yapardım unutmaya dair.. Ama dedim ya işte..yokluğuna alışabilseydim eğer vazgeçebilseydim gözlerinden..  Devamı

11 06 2011

Keşke hep çocuk kalsaydım...

  Keşke hep çocuk kalsaydım...Herkes büyümeyi isterken ve sürekli değiştirirken yüzündeki saflık maskesini, ben büyümeyi unutsaydım, yüzümde hep çocukluk maskesi takılı kalsaydı... Dinlediğim her masalın ardından hayatın toz pembeliğinde boğulsaydım ve inansaydım gerçekten kurdun karnının kesildiğinde babaannenin çıkacağına, parmak çocuklara, öpüldüğü zaman prens olan kurbağalara... Keşke gerçeklerle hiç tanışmasaydım. Aklım bütün sorulara cevap aramasaydı, mantık denen o asabi çehreyle hiç karşılaşmasaydım. Büyük yaramazlıklar yapıp küçük cezalar alsaydım. Elma yanaklarım, badem gözlerim olsaydı, herkes bana hizmet etseydi, bana ninni söyleselerdi, beni güldürüp eğlendirselerdi... Yüzümde hiç eksilmeyen kocaman gülücükler olsaydı, anlattıklarımı herkes Kaynak: ForumPaylas.net [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] zor anlasaydı, beni taklit etselerdi ve herkes benimle beraber çocuk olsaydı. Ayakkabı numaram yirmi beşi geçmeseydi...Ellerim minicik, ayaklarım küçücük, fakat hayallerim kocaman olsaydı. Ölüm nedir bilmeseydim, acı nedir tatmasaydım, öfke nedir görmeseydim, yalan nedir duymasaydım, kalbim hiç kırılmasaydı veya bunları hiç anlamasaydım. Keşke hep çocuk kalsaydım. Avcuma denizi doldurabilseydim, kuşlar gibi özgürce uçabilseydim, hayallerle yaşasaydım, masallarda dolaşsaydım, baş parmağımı diğerine değdirip birdenbire tekrar çocuk olsaydım ( alıntı)   ... Devamı

11 06 2011

Olurda bir gün biterse bana olan askın, olurda gitmek istersen..

Olurda bir gün biterse bana olan askın, olurda gitmek istersen.. Ve ben ısrarla "Neden" diye sorarsam sakın bana "Seni sevmiyorum artık" deme. Dürüst olma istemiyorum bahaneler bul yalanlar uydur. Beni suçla mesela deki "Her seyin sorumlusu sensin…" Yemin ederim itiraz etmem sana. Her seyi çekerim sineye her seyi kabullenirim. Sadece beni se...vmedigini duymaya dayanamam ben. Bunu söyleyecegine öldür daha iyi emin ol canım daha fazla yanmaz… Gitmek istersen sakın "Bir baskası var" deme bana. Varsa öyle biri sakla kendine ben bilmek istemiyorum. Bir baska elin sana dokundugunu bir baska kolun seni sardıgını... Bir baska dudagın seni öptügünü düsünmek delirtiyor beni. Bir baskası var dedigin an korkarım tepkimden... Korkarım yapacaklarımdan. Bu yüzden mesela deki iliskimiz yoruldu dinlendirelim… Bu en basit bu en kanılmayacak bahaneye bile kanmaya hazırım ben. *Gitmeyi kafana koyduysan eger Ve.. Artık hiçbir sekilde heyecanlandıramıyorsam seni haber vermeden git... Bir sey söylemek zorunda degilim. Bırak merak edeyim bırak yollara düsüp seni arayayım. Bulamayınca kadehlere sarılayım aglayayım. Ama yeterki duymayayım, Artık beni gördügünde ellerinin terlemedigini, dizlerinin titremedigini. Gerçek her zaman en iyisi degildir.. Ve ben her gerçegi kaldıracak kadar güçlü degilim. Bakma öyle göründügüme konu sen olunca en zayıf en aciz halime bürünüyorum. Seni kaybetmekten deli gibi korkuyorum. *Bıktıysan benden ve topladıysan esyalarını ben görmeden git. Gizlice ve sessizce… Gidisin bir yıkım yaratmasın bende. Tanık olmayayım, geldigimde göreyim gitmis oldugunu. Gözümün içine baka baka " Hosça ka... Devamı

02 06 2011

Annemi Neden mi Seviyorum?

Akşam annemle babam televizyon seyrediyorlardı. Annemi Neden mi Seviyorum? Annem "Geç oldu" dedi "Zaten yorgunum ben yatıyorum." Annem kalktı mutfağa gitti. Çerez-meyve tabaklarını çalkaladı kaldırdı. Sabaha hazır olsun diye çaydanlığı doldurdu demliğe çay koydu. Şekerliğe baktı dibinde az kalmış üstüne ekledi. Kahvaltı için buzluktan ekmek çıkardı akşam yemeği için çözülsün diye de eti aşağıya koydu. Kahvaltı masasını hazırlamak için masanın üstündekileri topladı. Telefonu şarja koydu telefon defterini kapatıp yerine koydu. Sonra çamaşır makinesinden ıslak çamaşırları çıkarıp astı ve makineyi tekrar doldurdu. Banyodaki çöp sepetini boşalttı. Islak bir havluyu kurusun diye duş perdesinin borusuna astı. Bir gömlek ütüledi kopuk düğmesini dikti. Çiçekleri suladı. Esneyerek gerindi ve yatak odasının yolunu tuttu. Çalışma masasının yanından geçerken durdu öğretmene tezkere yazdı Okul gezisi için para sayıp ayırdı eğildi sandalyenin altına girmiş ders kitabını aldı masanın üstüne koydu. Kek tarifleri defterini çıkardı Arkadaşına söz verdiği tarifi bir kağıda yazdı çantasına koydu. Bakkaldan alınacakları not etti notu da çantasına koydu. Sonra gitti 3'ü 1 arada temizleme losyonuyla yüzünü yıkadı dişlerini fırçaladı. Gece kremini ve kırışık önleyici nemlendiricisini sürdü. Tırnaklarına baktı törpüledi. İçeriden "sen yatmaya gitmemiş mıydın" diye seslenen babama "şimdi gidiyorum" deyip köpeğin su kabını doldurdu. Kapıları pencereleri kontrol etti holdeki lambayı yaktı. Kardeşimin odasına gitti oğlan uyumuş lambasını söndürdü bilgisayarını kapattı gömleğini astı yerdeki kir... Devamı

01 06 2011

BuDa BaşKa BiR SevMek...

 SEVMEK inanmaktır. Sevmek yaşamaktır. Sevdiğini kendisi gibi kendisinden de çok duyumsamaktır. Sevmek sevdiği olmaktır. Sevmekte ikilikler kalkar bir olmalara gidilir. İki ten iki kalp iki gönül yoktur sevgide. Tek bir kalp olunur tek bir yürek olunur. Sevmek paylaşmaktır. Sevdiğiyle sevdiğini paylaşmaktır. Sevdiğiyle kalbini bölüşmektir. Ki tek kalp olunsun…. Sevgide son yoktur. Sevgiler hiçbir zaman son bulmazlar. Biten sevgiler yoktur bitmiş gibi görünen sevgiler vardır. Vazgeçiş de yoktur sevgide. Yaşandıkça yaşatılır sevilen. Ama kimi zaman sevgili için kimi zamansa sevginin bir gereği olarak saklanır bu aşklar. Vazgeçiş yoktur vazgeçmiş gibi görünmek vardır o yüzden.. Sevmekte istemek yoktur. Sevgilinin olduğu yerde son bulur istekler. Bir şey varsa istediğin bu senin için değil sevgili için istediğindir. Ondan o’nun adını istersin. O’nu daha sonsuz sevebilmek için istersin sevme özgürlüğünü istersin kabul edilmesini istersin.. İstersin ama bir gün gelir bu isteklerde son bulur. Kendinden istersin artık. Sevgiliyi daha çok sevmek istersin kendinden. Sonsuz kılmak istersin onu. Sonsuzluğa götürmek onunla sonsuzluğa varmak istersin. Bu yolda sevgili olur mu olmaz mı bunu sevgilinin isteği belirler… Sevmek sevgiliden sevgili olmadan sevmektir. Sevmek sevmek istemektir.. Sevmek beklemektir. Beklentilerin son bulduğu bir duraktır o. Öyle ki tüm gerçekler tüm dünya silinir gider. Ne o’ndan anlaşılmayı beklersin ne onun LeylaMecnun olmasını. Beklediğin bir şey yoktur sevmeyi becermek dışında… Sevmek gücenmemektir. Sevmek sevgililerin hiçbir sözüne üzülmemeyi öğrenmek demektir. Sevgilinin ölüm hançerine bile hayır dememektir sevmek.. Onun vuruşuna onun... Devamı

28 05 2011

sınırsızlığın bir başka adıdır aşk.

 hiç bir ölçü birimi ölçemez aşkın yoğunluğunu. bir telefon sesini yıllarca bekleyen aşık için zamanın önemi varmıdır? ya da onu sadece 5 dakika görebilmek için binlerce kilometreyi heyecanla giden biri için uzaklığın ne önemi olabilir? karşılıksız seven birinin yüreğinin ağırlığı kaç tondur bilen varmı? kural tanımaz aşk,yazılmış ve yazılacak hiçbir yasa aşka engel olamaz. bir isyandır aşk. hangi tank,hangi top,hangi nükleer başlıklı füze durdurabilir bu isyanı? hangi ordu karşı koyabilir? aşk güçtür.bütün bu silahları aşkın gücü durdurabilir ancak. hiç görmediğiniz birine aşık olabilirsiniz.hatta adını bile bilmediğiniz birine tutkuyla bağlanabilirsiniz. matemetikle açıklayabilirmisiniz bunu? ya da fizikle,kimyayla? veya başka bir pozitif bilim dalıyla? hesap yapamazsınız aşk üzerine. yapmaya kalkarsanız hep yanlış sonuca ulaşırsınız. çünkü aşkın tek ve mutlak bir doğrusu yoktur. aşkta iki kere ikinin kaç ettiğini ancak siz belirlersiniz. durup dururken ağlarsınız.yada hiç olmadık bi yerde kahkaha atabilirsiniz. tıbba göre siz ya delisiniz ya da delirmek üzeresiniz. ama aşk için olağandır bunlar. özlem dayanılmaz olduğunda,terkedildiğinizde.bir söze alındığınızda,unutulduğunuzda gözlerinizden süzülen yaşların taşıdığı anlamı hangi doktor anlayabilir? daha önce sevgilinizle gittiğiniz bir lokantada,onun yemeği üzerine dökmesini hatırlayıp kalabalığın ortasında gülmenizi engelleyecek bi varmı? birbirinize dokunurken,öperken,içinizden vücudunuza yansıyan o sıcaklığı ölçebilecek bir termometre icat edilmedi daha edilmeyecek de... aşıksanız,ne yaşadığınız ülkenin adı önemlidir ne de hangi ulustan olduğunuzun. politik gör&uum... Devamı

30 05 2011

SeSSiZ ÇıĞLıK..

 Zaman en büyük ilaçtır. Zaman sarsın yaramızı, ayrılıklara gitmenin anlamı yok. Şunu unutma her daim seninle büyüdüm. Her daim senden bir şeyler öğrendim. Yıllar geçsede bu sevgi her daim büyüyecek. Bu adam hep seni sevecek, haykırışlarıma kulak ver, dinle beni sevdiğim. Sesimin geldiği yere dönüp bak, farkında ol gerçeklerin. İkimiz bir elmanın yarısıyız. Sen bendeki bensin ben sendeki benim. Bu gerçek hiç değişmeyecek. Kiminle olursan ol, nerde olursan ol, bir nefes kadar yakınında olacağım. Bin bir ümitle, ben geldim bebeğim demeni bekleyeceğim. Ölüm döşeğinde olsam da gözlerim açık gitmeyecek her şeyim. Çok geç olmadan gel bir tanem. Gözü yaşlı bırakma ardında, seni bekliyorum. Seni çok seviyorum gerçeğim. Sessiz çığlığıma sözcük ol. Sev eskisi gibi, sarıl boynuma, gel dizlerine yatır bu yorgun bedenimi, dizlerinde son bulsun hayallerim. Gözlerine bakarak son bulsun özlemim, gel meleğim gel, bendeki seni al öyle git madem gideceksen... Devamı

01 06 2011

YaLNıZLıĞa aLıŞMaLı

Bavulları hep toplu durmalı insanın… Bir gün telefonların hiç çalmayabileceği hesaplanmalı… Tül perde arkasından misafir yolu gözlemekten vazgeçmeli… İhanetlere, terkedilmelere, bir başına bırakılmalara hazırlıklı olmalı… Yalnızlığa alışmalı… * * * Çünkü “omuz omuza” günlerin vakti geçti. Dayanışma… günümüz borsasının değer kaybeden hisse senet­lerinden biri artık… Bireyin keşif çağı, geride kı­rık dökük yalnızlıklar bıraktı. Terörün bile bireyselleştiği çağdayız. Zaman, birlikten kuvvet doğurma zamanı değil; zaman, tek başına dimdik ayakta kalabilmeyi becerme zamanıdır. * * * İşte o yüzden alışmalı yalnız­lığa… Sokaklar dolusu ıssızlıkla başbaşa yaşamayı göze almalı insan… Güvendiği dağlardaki karlara bakıp ders çıkarmalı… Hüzünlü bir şarkıyla paylaşı­lan gecelerde başını dayayacak bir omuz arama huylarından vazgeçmeli… Sofrada tek tabağa, tabakta az yemeğe alışmalı… Romanlardan yalnızlığı yücelten paragraflar asmalı evin en görünür duvarlarına… “Yalnızlık paylaşılmaz/ Paylaşılsa yalnızlık olmaz” dizeleriyle başlamalı güne… Telesekretere “şu anda size cevap verebilecek kim­se yok” denmeli, “… belki de hiçbir zaman olmaya­cak…” Cevapsızlığa, sessizliğe ısınmalı… * * * Oysa sessizlik haksızlığa alkıştır. Haklılığın onuru yaşatır insanı… Susmanın utancı öldürür. O yüzden en sessiz gecelerde ”doğruydu, yaptım”la teselli bulmalı insan… Feryada komşuların yetişmemesine, soğuk duvar diplerinde sessizce ağlaşmaya alışmalı… Kendiyle he­saplaşmaya çalışmalı… Gece yastıkla ağl... Devamı

31 05 2011

DeSeM Ki...

Desem ki vakitlerden bir nisan akşamıdır Rüzgarların en ferahlatıcısı senden esiyor Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini Ormanların en kuytusunu sende görmekteyim Senden kopardım çiçeklerin en solmazını Toprakların en bereketlisini sende sürdüm Sende tattım yemişlerin cümlesini Desem ki sen benim için, Hava kadar lazım, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir şeysin; Nimettensin, nimettensin. Desem ki… İnan bana sevgilim inan Evimde şenliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski şarap. Ben sende yaşıyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Bırak ben söyleyeyim güzelliğini, Rüzgarla nehirlerle, kuşlarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Şayet sesimi fark edemezsen Rüzgarların nehirlerin kuşların sesinden, Bil ki ölmüşüm. Fakat yine üzülme müsterih ol Kabirde böceklere ezberletirim güzelliğini Ve neden sonra Tekrar duyduğun gün sesimi gök kubbede Hatırla ki mahşer günüdür Ortalığa düşmüşüm seni arıyorum Cahit Sıtkı Tarancı   ... Devamı

30 05 2011

SaNa YaZDıM

Karda, kışta, zorda; baharında yazında mevsimin, sana açtım çiçeklerini içimin, hep sana soldum sonra… Hep sana üşüdüm ayazında bu aşkın, ben bu şehrin yağmurundan hep sana aktım… Sana doldu gözlerim şarkıların en acıklı yerlerinde; sana bağırdım avaz avaz, sana sustum… Seni düşündüm yarımında, eksiğinde zamanın; sana küstüm kimse bilmeden, kimse bilmeden seninle barıştım. Ben bütün papatyaları sana yoldum! Bildiğim bütün küfürleri sana ettim. Sana yandım, sana soğudum, sana söndüm. Ben bütün yollardan sana gittim, sana döndüm… Ben hep sana yazdım ya, bütün soru işaretlerini, bütün virgülleri, bütün ünlemleri, bütün noktaları sana koydum. Sana açtım bütün parantezleri, bütün parantez içlerini seninle doldurdum. Ben sana, ben hep sana, ben bunu da sana yazdım… Ben sana yazarken her şeyi, sen başka baharında mevsimin, başka zamanında hayatın, başka düşlerin, başka kolların, başka acıların koynunda, yatağında en arsız sevişmelerin; ben sana durdum ayakta, sana düştüm… Sana saydım yok oluşlarımı ve yeniden doğuşlarımı. Ben bütün yaralarını içimin, sana sardım… Sana topladım dağılan parçalarımı dağıldıkları yerlerden; sana hastalandım sana iyileştim. Sana fırlattım oklarını hayallerimin; seni hedef aldım, seni ıskaladım, seni vurdum, sana kızdım, seni affettim. Sana içlendim, sana sabrettim; ben sana, ben hep sana, yine sana yazdım. Ben sana yazdım ya her şeyi; aşkı, ayrılığı, en karasını cümlelerin, en kanlısını, en ihtiraslısını, en yaralısını, en acısını hatta en ağırını. Ben uyutmak için bazen içimin canavarlarını, bozmak için aşkın kara büyülerini, yakmak için bazen sana ait keli... Devamı

28 05 2011

GiTMeK

Bu günlerde herkes gitmek istiyor Küçük bir sahil kasabasına Bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara… Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam aynı sey… Herşeyi, herkesi bırakıp gitme isteği. Öyle “yanına almak istedigi üç şey” falan yok. Bir kendisi Bu yeter zaten. Herşeyi, herkesi götürdün demektir.. Keşke kendini bırakıp gidebilse insan. Ama olmuyor. Hani kendimizden razıyız diyelim, öteki de olmuyor. Yani herşeyi yüzüstü bırakmak göze alınmıyor. Böyle gidiyoruz işte. Bir yanımız “kalk gidelim”, öbür yanımız “otur” diyor. “Otur” diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira… İş, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, Güvende olma dugusu… En kötüsü alışkanlık Alışkanlığın verdiği rahatlık, Monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor. Kalıyoruz… Kuş olup uçmak isterken, ağaç olup kök salıyoruz. Evlenmeler… Bir çocuk daha doğurmalar… Borçlara girmeler… İşi büyütmeler… Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor. Misal ben… Kapıdaki Rex’i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek, İki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki… Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında Herkes onu o herkesi seviyor. Hangi birimizle gitsin? “Sırtında yumurta küfesi olmak” diye bir deyim vardır; Evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin Kendi imalatımız küfeler. Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira. Ölüme inat tutunmak lazım. Bari ufak kaçışlar yapabilsek. Var tabi yapanlar, ama az Sadece kaymak tabakası Hepimiz kaçabilsek… B&... Devamı

25 05 2011

Bu gece uzun olmalı…

Ve hiç ağlamadıkları kadar ağlamalı aşıklar. Bu gece hiç geçmediği kadar geçmeli bir adam bir kadının aklından. Bu gece bütün çığlıklara hazır, bütün kıskançlıklara açık, bütün kavgalara hoşgörülü olmalı. Bu gece inadına hatırlanmalı gelmiş geçmiş bütün ayrılıklar ve bu gece bir bir hepsinin intikamı alınmalı. Bu gece hiç olmadığı kadar sarhoş olmalı bir kadın. Bu gece Shakespeare uyanmalı ölü uykusundan ve “Romeo ve Juliet” yeniden yazılmalı. Mem û Zin yeniden tanışmalı bu gece ve bu gece tarihin en büyük aşkları yeniden yaşanmalı. Bu gece Mefisto Faust’u yeniden kandırmalı ve bu gece, üzülmeli Tanrı’nın melekleri ve titremeli derin bir acıyla kanatları. Bu gece şehrin bütün fahişeleri aşka yeniden inanmalı. Bu gece bir kadın aşkı, daha önce hiç yazmadığı gibi yazmalı. Bu gece bütün oyunlar yeniden kurulmalı, bir daha bozulmalı. Kumarbazlar bu gece hiç kaybetmedikleri kadar kaybetmeli, Bu gece hiçbir oyun kazanılmamalı. Bu gece bütün masalların sonu değiştirilmeli ve mutlaka mutsuz bitmeli. Rapunzel asla kurtarılmamalı ve Pamuk Prenses ölmeli! Bu gece her şey hiç olmadığı kadar gerçek olmalı. Bu gece sızlamalı bir adamın kalbi bir kadının aşkı yüzünden. Bu gece uykular rahatsız olmalı, yataklar çivi gibi. Bu gece kimse uyuyamamalı. Söylenmemiş hiçbir şey kalmamalı bu gece, konuşulmamış her şey konuşulmalı. Bu gece kelimelerin başında nöbet tutulmalı. Bu gece bir tek O’na boyun eğmeli bir kadın; Ayı gökyüzüne tutturana, Yıldızı o kadar parlatana, Geceyi bu kadar karartana… Ve bu gece devrilmeli cümleler bir kadının içinde ve herkes en büy&... Devamı

19 05 2011

SeNi SeViYoRDuM...

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi… Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu  Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesten başkaydı işte… Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı… Ne güzeldiler sen bilmiyordun… BEN SENİ SEVİYORDUM… Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalarak Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteleyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk… Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller… Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun… Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yağmurlar yağdı, serin haziran akşamları Derken bir gün uzaktan gördüm seni… Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zamanki gibi… Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi…  ... Devamı

22 05 2011

İyi baharlar….

Kaç bahardır planlıyorsun çiçekli, rüzgarda açılan bir etekli elbise giymeyi? Artık ne olursa olsun bu bahar esintili biri olmayı. Tüy gibi hafif, oradan oraya uçuşmayı. Nasılmış, nedenmiş meselesini bir mevsimlik tatil edip sokağa çiçek gibi dökülmeyi.. Bilmiyorum ama senin aklında “fena”  bir şey var gibi geldi bana. Bu bahar göster bakalım numaranı! Kaç bahardır planlıyorsun -bu sefer kesinlikle- erken bir bahar tatiline çıkmayı? Hiçbir şeyin sana ait olmadığı, sabun kokulu bir pansiyon odasında biraz kendine bakmayı. Pansiyondan çıkıp kimseyle konuşmadan, her şeyi ceplerine doldurmuş olaraktan gün boyu serseri gibi dolanmayı… Siyah-beyaz bir filmin başrol oyuncusu gibi uzaklara dalıp kahramanca kararların sigarasını yakmayı.. Bilmiyorum, ama sanki bu bahar mühim kararlar verecekmişiz gibi geldi bana. Sanki bu bahar seçeceksin yolunu. Peki bahar vakti seçilen yoldan hayır gelirmi? Ama zaten hayır getirecek yollar hiç senin gibiler için değildi ki! Söyle bakayım sen, kaç bahar geçirdin toprağa bulanmadan? Şöyle çok eskidenki gibi çamurdan köfteler, topraktan pastalar yapmadan. Sırf yeni bitmiş otlar pembe topuklarını gıdıkladı diye tek başına gülümsemeden. Söyle bakayım kaç bahar. Elini çenene dayayıp, adını bile unutana kadar, gidip gelen karıncalara bakasın var senin. Senin kendine bakasın var bu bahar, yaz sıcağı bastırmadan. Bizde biraz anlıyorsak bu işlerden -her nev’i serserilikten ve ihtiyatsız ömürler bilgisinden- biraz olsun yani, bu baharı kendine ayır derim. Bilmiyorum ama kafanın içinin bir bahar temizliğine ihtiyacı var gibi... Devamı

21 05 2011

Ben Sensizliğe değil, seninle olan günlerime hayal kurdum, Seni

 Ben Sensizliğe değil, seninle olan günlerime hayal kurdum, Seni hayal ettim umutlarıma hep seni yazdım, benim için SEN olucaksın Bu hayatta ve senin için BEN olacağım bu yalan dünyada!..   Devamı

19 05 2011

Bir Çift Gözyaşı

Güneş saçlarıma değdiği zaman Hayalin gözlerine bakarak Geçmişimi hatırlayacağım Ve gözlerim dolacak Hayatımı yaşarken sensiz, hayatımı harcarken sessiz Gözyaşlarım birer kurşun kalbin bir silah olacak Vuracak beni öldürecek ve yanlızlık Mezarım olacak Oysa ne demiştin bana Gözlerinden süzülen bir çift gözyaşında saklı herşey Hayatın, düşlerin, aşkların ve yalnızlık Bu iki damlacıkta ölüm de var hayat ta Bilemediklerini korktuklarını anlatır sana Benim için ağlar mısın ölürsem mezarımın başında Bir çift gözyaşıyla ıslatır mısın toprağımı Ve sular mısın otları çiçekleri benim için Geceleri dua eder misin tanrıya yalvarır mısın Cennete gitmem için O zaman gözlerinden süzülen bir çift gözyaşı olur Düşerim kalbine inan Sevilince hiç ölmezmiş insan Ama hepsi yalan  ... Devamı

14 05 2011

SEVGİMİZİN İZAHI

Otuz yıllık ömrümde nice savaştan çıktım, Bedenen sağlam kaldım, bir tek ruhum zedeli. Yüzde bir aldığıma, yüz bin vermekten bıktım, Seni tanımak olsun, sevabımın bedeli, Tam yedi yıl olmuşken aşka tövbe edeli. Sanki güneş doğmuştu, bitirdi kara kışı, Umutlarım dağ oldu, hem de iri mi iri. Sonsuz hayat sayfamın sen oldun satır başı, Günlerden pazartesi, Eylülün yirmi biri, O gece yüreğimin, silindi pası kiri. Üçyüz atmış ayı geç, üçyüz atmış saatte, Olmamıştır dünyada rahat nefes alışım. Aşk adına kimseye bulunmadım vaatte, Şaşırtmasın kalbinin kapısını çalışım, Bu kez öldürür beni, boynu bükük kalışım. Hangi çiçek sevgimin izahı olur sana, Anlat bakalım meylin laleye mi, güle mi. Bahçelerde,kırlarda ararım yana yana, Her çiçeği beğenmem gezsem bütün alemi, Elbette bulacağım, yazdıysa hak kalemi. Madde ile uğraşta nihayet geldim sona, Erenlerin ruhundan mâna için feyz aldım. Kısmetin bu dediler, sarıl dört elle ona, Tarif edilen sendin, o an buz kestim kaldım, Bir dürtüyle uyandım, sonra hayale daldım. Cemalinde ki nurdu şehrini aydınlatan, Kamaşmakla kalmadı, yaşla doldu gözlerim. Nuruna nail olup, kalkmaz mı yerde yatan, O sırrı anlatmaya aciz kalır sözlerim, Dilde vuslat türküsü, her an seni özlerim  ABDuLLaH aTaŞ Devamı

13 05 2011

KaLDıRIMLar

Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayâl görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..  NeCiP FaZıL KıSaKüRek ... Devamı

12 05 2011

Hayat

  Kır çiçeklerinin yurt tuttuğu her dağın hüzünlü bir patikası var kuytusuna yaralı düşen kuşlar son kez baktıklarında görürler boşluğu Gövdem bir dağ gülüm kalbim onun patikası Son kuşların giderken bıraktığı en uçası boşluğa resmedilmiş yaralı bakış ömrüm Ayrılık uçurumunda çiçek verir sürgünü kendinde ömür ağacı Gezginlerin geçerken umursamadığı seçilmiş yalnızlığın ateşinde erir hayata çığlık veren sancı Herkesin kimliğinde bir Ferhat dağları delmeğe hazır aşk için Herkesin uçurumu bir Şirin Sorgulanan günlerin toplamıdır hayat       Devamı

10 05 2011

Gitmek Hayat Getirecek

Kör bağın kızıl kuru gül kokusunu taşıyor hava Gözlerim kapıda Nedensizliğin ertelediği çöküntü bilincime duyuruyor küf hükmünü Bir çocuk gibi koşarken düşünce istemeden saplıyor bıçağı sevince Aslında bildiğim onun da bildiği sır gidişlerin arsızı değil yolcu Öyle yazıldığı için belki antik serüvenlerin sonu tutsak kıldık düşsel söze gerçeği Gitmek hayat getirecek yenik düşerek kalmak ölüm Her geri döndüğünde avluda öylesine sevişmek zulüm Kutsal ilişki var oluşuna yoldaş arar yanıtı geciktirilmiş sorularda Hüküm dinlemez kayıp giden yıldızlar aşk sorgulanmamalıdır asla Arka odada ölesiye susar günü sonlayacak intihar Yüreğim kapıda  BaBüR PıNaR Devamı